Ahmet Cumali ZEYVELİ

Ahmet Cumali ZEYVELİ

  • RSS
  • Delicious
  • Digg
  • Facebook
  • Twitter

ÖDÜL

Posted by admin 0 Comment

Zamanın birinde iki aile vardı. Bunlar bir gün beraber çarşıya giderler. Çarşıda çok önceden tanıdıkları çok güvenilir, emin birisi vardı. Bu iki aileyi çağırıp her birine birer paket verdi. Birinci ailenin paketi o kadar güzeldiki, dışı pırıl pırıl parlıyordu. Yolda taşırken herkes imreniyordu. Bu ne kadar güzel bir paket diye. Bu ailede vereni unutup işte bizim paketimiz böyle güzel diye gururlanıyordu.

İkinci ailenin paketinin ise dışı çok göz alıcı değildi. Hatta taşırken bazen zorlanıyorlardı. Yoldan geçerken bazıları bu nasıl paket, bu taşınır mı? Diye söyleniyordu. Bu paketleri verenin tek şartı ise eve kadar açmamaktı. Evlerine geldiler. Birinci paketi açanlar dışı kadar içinin güzel olmadığını, kendilerinin işine pekde yaramayacağını düşündüler, paketi açınca hüsrana uğramışlardı. Hâlbuki o kadar gururlanmışlardı, boş yere. İkinci aile ise paketi açtıklarında büyük bir mücevher gördüler. Kendilerine bir ömür boyu yetecek kadar pahalı, göz alıcı bir mücevher. Oh be iyiki bıkmadan, yere atmadan paketin dışı göz alıcı değil diye atmamış, taşımışlardı. Şimdi burada soralım? Siz hangi aile olmak isterdiniz? Cevabı verdiyseniz zamanı geriye çevirelim.

O iki aile içimizden iki aile çarşı ise dünya hayatı. Çarşıdaki çok cömert dükkân sahibi ise 18 bin âlemi yoktan var eden Rabbimiz Halikımız Vekilimiz Sahibimiz sonsuz kerem ve Hikmet sahibi olan Yüce ALLAH. Bizleri dünya hayatına çağırdı. Ve emanet olarak ahiret evimizde açmak üzere paket yani yavrularımızı verdi. İlk ailenin emaneti fiziki olarak çok güzeldi. Ama bu aile bunu kendilerinden sayarak onu veren Allah’a teşekkürü unutmuş, o paketin içini aşkla, şevkle, imanla doldurmamış. Çarşıdan eve gelene kadar etrafın sözüne güvenip şımarmış. Ve ahiret evine gelip de paket açılıp içini boş görünce hüsrana uğramışlardı. Diğer aile ise aldıkları paketin kim tarafından verildiğinin farkındaydı. Onun hatırı vardı. O paketten yüksünmek onu verenin yani yaradanın hoşuna gitmezdi. Büyük bir onurla taşıdılar emaneti ahiret yurduna. Başlarına taç yaptılar. Allah’ı, onu vereni anlattılar yol boyu. İçini doldurdular Allah sevgisiyle. O vermişti ya Ona güveniyorlardı ki O haklarında hayır olanı vermiştir diye.  Kimselerin sözüne aldırmadılar ve dediler ki bunu zaten siz taşıyamazdınız. Bu Allah’ın bize lütfudur. Bu taşıma sevgisi de ondandır. Ve ahiret yurdunda hak ettikleri ödüle kavuştular, sonsuz kurtuluşa. Cennet yurtları oldu. O özel çocukta onların şefaatçisi. Evet, onlar biliyorlardı ki paketin dışı bedendi ve içi ruh ve akıldı. Ruh ve akılda ise özür olmazdı. Onu yaratan mutlaka bir hikmetle yaratmıştı ve bu hikmeti şimdi anlıyorlardı. Rablerine hayranlıkları arttı onun nimetleri ne güzeldi ve işleri ne hayırlıydı. İşte o çarşıdan eve gelene kadar dünyada yaşadıkları zorluk belki güzelliklere karşı hiç ummadıkları kadar mükâfat almışlardı VEHHAB olan Rablerinden. Çünkü O bire karşı bin, beklide sonsuz verendi.

                                   Aysun ZEYVELİ

Categories: Yazılar

Popular Posts

Gülen gözlerin gel

simdi sensizliği yasıyorum sevgilim gidisinin bilmem kaçıncı saatinde biliyorum okuyunca ...

Acı

Acı Acı / Seni de Vururlar Bir Gün Ey Acı Seni de ...

BİLİYORUM SANA Gİ

Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sen de hiç bir zaman ...

GEÇMİŞE TAKILDI G

 geçen gün…  bir arkadaştan, haberini aldım…  zengin biriyle evlenmişsin.  inan ki!...senin adına…  çok sevindim, ...

Özlemek

 Birden özleyiveriyorsunuz...  Çoktan unuttuğunuzu sandığınız  ya da yalnızca bir kere karsılaştığınız  ve Özlemek ...

Seçtiklerim